Gündem

Mehmet Nuri Ersoy’dan Urfa Kalesi ve Göbeklitepe açıklaması

Türk sinemasında kendine özgü oyunculuğu, yönetmenliği ve senaristliğiyle iz bırakan, “Çirkin Kral” lakabıyla hafızalara kazınan Yılmaz Güney, ölümünün 42’nci yılında bir kez daha anılıyor.

Asıl adı Yılmaz Pütün olan usta sanatçı, 1 Nisan 1937’de dünyaya geldi. Güney’in doğum yeri konusunda farklı kaynaklarda farklı bilgiler yer alırken, resmi kayıtlara dayanılarak Şanlıurfa doğumlu olduğu belirtiliyor.

Yılmaz Güney’in ailesinin Şanlıurfa ile güçlü bir bağı bulunuyor. Babasının Siverek’in Desman köyünden olduğu, ailesinin daha sonra Adana’ya yerleştiği aktarılıyor. Güney’in çocukluk ve gençlik yılları ise büyük ölçüde Adana’da geçti.

Sinemaya olan ilgisi de genç yaşlarda başlayan Güney, henüz çocukluk döneminde sinema filmleriyle iç içe oldu. Bir yandan çeşitli işlerde çalışırken diğer yandan edebiyat ve sinemaya yöneldi.

Güney, sinema kariyerinin ilk dönemlerinde oyunculuğuyla öne çıktı. Özellikle halktan karakterleri canlandırması ve alışılmış jön tiplerinden farklı görünümü, kısa sürede kendisine geniş bir izleyici kitlesi kazandırdı.

Atıf Yılmaz ile tanışmasının ardından sinemadaki kariyeri hız kazanan Güney; oyunculuğun yanı sıra senaristlik ve yönetmenlik alanlarında da faaliyetlar yaptı.

“Çirkin Kral” olarak anılmaya başlayan sanatçı, özellikle 1960’lı ve 1970’li yıllarda çok sayıda filmde rol aldı. Ancak Güney’in sinemadaki etkisi yalnızca oyunculukla sınırlı kalmadı. Zamanla kendi hikâyelerini yazan ve bunları beyaz perdeye aktaran bir yönetmen olarak da Türk sinemasında önemli bir konuma ulaştı.

Yılmaz Güney’in sinema anlayışında önemli bir dönüm noktalarından biri “Umut” filmi oldu. Filmde yoksulluk, çaresizlik ve toplumsal sorunları gerçekçi bir anlatımla ele alan Güney, sonraki faaliyetlarında da toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı sorunları beyaz perdeye taşımaya devam etti.

Yılmaz Güney’in adını yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası sinema dünyasında da duyuran yapımlar arasında “Sürü” ve “Yol” öne çıktı. Güney’in senaryosunu yazdığı “Yol”, yönetmen Şerif Gören tarafından çekildi. Güney ise filmin yapım sürecini cezaevinden yönlendirdi. Film, 1982 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazanarak Türk sineması açısından tarihi bir başarıya imza attı. Güney böylece Türkiye’ye Cannes’da verilen en önemli ödüllerden birini kazandıran isimlerden biri oldu.

Yılmaz Güney’in sinema kariyerindeki son yapımı ise “Duvar” oldu. Fransa’da çekilen film, cezaevi ortamını ve burada yaşayan çocuk mahkûmların hikayesini konu aldı.

Güney, hayatının son dönemini Fransa’da geçirdi. Paris’te yaşamını sürdüren sanatçı, 9 Eylül 1984’te 47 yaşında yaşamını yitirdi. Ölümünün ardından Paris’teki Pere Lachaise Mezarlığı’na defnedildi.

Türk sinemasında “Çirkin Kral” olarak anılan Yılmaz Güney, 9 Eylül 1984’te Paris’te hayatını kaybetmesinin üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen eserleri, karakterleri ve sinemaya bıraktığı mirasla hatırlanmaya devam ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu