Gündem

Mezopotamya’nın eski yerleşimlerinden Şanlıurfa’daki Titriş Höyüğü

Şanlıurfa, sahip olduğu tarihi ve arkeolojik alanlarla insanlık tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Kentin kuzeyinde, Fırat Nehri’ne yakın bir konumda bulunan Titriş Höyüğü de bölgenin geçmişine ilişkin önemli bilgiler sunan arkeolojik merkezler arasında yer alıyor.

Eski adıyla Titriş köyü olarak bilinen yerleşim, günümüzde idari olarak Karaköprü ilçesine bağlı Bahçeli Mahallesi sınırlarında bulunuyor. Bozova ilçesine de oldukça yakın olan bölge, özellikle Erken Tunç Çağı’na ait kalıntılarıyla dikkat çekiyor.

MEZOPOTAMYA’NIN ERKEN ŞEHİRLERİNDEN BİRİ

Titriş Höyüğü, Mezopotamya’nın erken şehirleşme sürecini anlamak açısından önem taşıyor. Yaklaşık MÖ 2600-2000 yıllarına tarihlenen Erken Tunç Çağı yerleşimi, dönemin yaşam biçimi, mimarisi ve toplumsal yapısına ilişkin önemli izler barındırıyor.

İLK KAZILAR KAÇAK KAZILARIN ARDINDAN YAPILDI

Titriş Höyüğü’nde gerçekleştirilen kaçak kazıların ardından, 1980-1981 yıllarında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında kurtarma kazıları yapıldı. Daha sonra 1991-1998 yılları arasında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında ve arkeolog Guillermo Algaze’nin bilimsel danışmanlığında kapsamlı arkeolojik kazılar yürütüldü.

Çalışmalarda ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ve günlük yaşama ilişkin eserler, yerleşimin geçmişine dair önemli veriler sağladı. Sur duvarları, konutlar ve sokak yapılarının yanı sıra mezar yapıları da dönemin kent yaşamını ve ölü gömme ulaşaneklerini anlamak açısından önem taşıdı.

Seramikler, figürinler, halka biçimli idoller, mızraklar, deniz kabukları ve çakmak taşından yapılmış eserler de höyükte bulunan dikkat çekici küçük buluntular arasında yer aldı.

BİR EVİN TABANINDA EN AZ 19 İNSAN İSKELETİ

Titriş Höyüğü’nde gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan toplu mezar, alanın en dikkat çekici arkeolojik buluntuları arasında gösteriliyor. Geç Erken Tunç Çağı’na tarihlenen mezarda, bir evin tabanında bulunan alçı bir sekinin üzerine yığılmış en az 19 insana ait iskelet belirlendi. İskeletlerin kadınlara, erkeklere, iki çocuğa ve bir bebeğe ait olduğu ifade edildi.

Buluntuların en dikkat çekici yönlerinden biri de insan kemiklerinde belirlenen darbe izleri oldu. İncelenen 16 yetişkin kafatasının 13’ünde darbe izlerine rastlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu