Kimdir

Talaş Taşıyan Çocuktan Dünya Camilerine: Şanlıurfalı Usta Şehmus Okur’un Yolculuğu

Şanlıurfalı sanatkâr Şehmus Okur, altı yaşında bir marangoz atölyesinde yerleri süpürüp talaş taşıyarak adım attığı meslek hayatında, Tokyo ve Berlin’deki camilere kadar ulaşan ahşap eserler ortaya koydu. Geleneksel kündekâri sanatını sedef işçiliği ve tarihî eser restorasyonuyla bir araya getiren Okur’un hayatı, ŞURKAV Dergisi‘nin Mayıs 2015 tarihli araştırmasında ayrıntılı biçimde ele alındı.

Harran Üniversitesi GAP Bölgesi El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü S. Sabri Kürkçüoğlu tarafından kaleme alınan çalışmada, Okur’un akademik kariyeri ile geleneksel Türk ahşap sanatlarına sağladığı katkılar inceleniyor.

Ahşapla Tanışması Altı Yaşında Marangoz Atölyesinde Gerçekleşti

Şehmus Okur’un ahşapla buluşması çocukluk dönemine uzanıyor. Ailesinin bir kolunda kitaplarla, diğer kolunda ise ahşap işleriyle iç içe yetişen Okur, erken yaşta bir marangoz atölyesinde çalışmaya başladı.

Akçakale’de dayısı Müslüm Seylan ve Mehmet Tunusluoğlu’nun yanında mesleki tecrübe edinen Okur, ilk dönemlerde atölyenin temizliğiyle meşgul olurken zaman içinde ahşap işçiliğinin inceliklerini kavramaya başladı.

Kuveyt Türk tarafından yayımlanan Sanatın ve Sanatkârın İzinde adlı eserde yer alan söyleşide de Okur’un çocukluk yıllarında dayısının atölyesinde çalışmaya başladığı, kendi ifadeleriyle aktarılıyor.

Çivisiz ve Tutkalsız Kündekâri Sanatında Ustalık

Şehmus Okur’un eserlerinde ön plana çıkan alanlardan biri kündekâri sanatı oldu. Bu geleneksel teknikte küçük ahşap parçalar, birbirine geçen kanallar vasıtasıyla çivi ve tutkal kullanılmaksızın birleştiriliyor.

Geometrik desenlerin meydana getirildiği ahşap yüzeyler, ustalık ve titiz bir işçilik gerektiriyor. Okur, kündekârinin yanı sıra sedef, fildişi, bağa, altın ve çeşitli taşlarla gerçekleştirilen süsleme çalışmalarına da yöneldi.

ŞURKAV’ın araştırmasında, oyma, sedefkârlık ve tarihî ahşap eserlerin onarımı gibi farklı alanlardaki çalışmaları sebebiyle sanatçının çok yönlü bir sanatkâr olarak tanıtıldığı dikkat çekiyor.

Tokyo ve Berlin Camilerinde İmzası Bulunuyor

Mayıs 2015 tarihli araştırmaya göre, Şehmus Okur’un yurt dışında hayata geçirdiği çalışmalar arasında Tokyo Camii‘nin vaiz kürsüsü ve Kur’an muhafazası yer alıyor.

Berlin Şehitlik Camii‘nin süsleme işleri ile Bahreyn ve Katar’daki camiler için hazırlanan ahşap eserler de sanatçının çalışmalarına örnek olarak gösteriliyor.

Fatih Camii ve Topkapı Sarayı Çalışmaları

İstanbul’daki Fatih Camii’nin bazı kapı, pencere ve vaiz kürsülerinin restorasyonunda görev üstlenen Okur’un, Topkapı Sarayı’nda bulunan IV. Murad’ın tahtının yeniden üretimini gerçekleştirdiği aktarılıyor. Sanatçının bazı müze eserlerinin reprodüksiyonları üzerinde de çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor.

Marangozluktan Akademiye Uzanan Kariyer

Şehmus Okur’un meslek hayatı yalnızca ahşap işçiliğiyle sınırlı kalmadı. Fırat Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde eğitim alan Okur, 1983 yılında Kuleli Askerî Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak askerlik görevini tamamladı.

Ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde Türk dili öğretim görevlisi olarak görev yapan Okur, 2007 yılında emekliye ayrıldı. Kuveyt Türk tarafından yayımlanan biyografisinde üniversitedeki görev süresi 1984-2007 yılları olarak belirtiliyor.

Akademik fliyetlerinin yanı sıra Eski Türkçe, Fransızca ve Farsçadan edebî ve felsefi çeviriler yaptığı da ŞURKAV araştırmasında yer alıyor. Okur’un Şigeru Yamaşita ile birlikte Japonca-Türkçe sözlük hazırlaması, farklı alanlardaki çalışmalarından biri olarak aktarılıyor.

Geleneksel Ahşap Sanatlarında Çırak Yetiştirme Sorunu

ŞURKAV Dergisi’nin 2015 yılında yayımladığı araştırmada, Şehmus Okur’un tarihî ahşap eşyaların korunmasına atfettiği önem de ele alınıyor.

Okur’un o dönemde dile getirdiği sorunlardan biri, geleneksel ahşap işçiliğini aktarabileceği çırak bulmakta karşılaştığı güçlük oldu. Bu değerlendirme, sanatçının Mayıs 2015 tarihli araştırmaya yansıyan mesleki tecrübelerini gözler önüne seriyor.

Çocuk yaşta bir marangoz atölyesinde başlayıp üniversite öğretim üyeliğinden uluslararası cami çalışmalarına uzanan bu yaşam öyküsü, Şanlıurfa’nın geleneksel zant kültüründe yetişen çok yönlü bir sanatkârın çalışmalarını belgeliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu