Ekonomi

Şanlıurfa’da Fıstık Hasadının Görünmeyen Emekçileri: Sabah 04.30’da Başlayan Zorlu Mesai

Şanlıurfa’nın en değerli zirai ürünleri arasında yer alan fıstıkta hasat vakti geldi. Arazilerde hummalı bir çalışma gerçekleştirilirken, ürünün ağaçtan sofralara ulaşmasında büyük bir insan emeği rol oynuyor.

Fıstığın piyasa değerinden veya üretim miktarından ziyade, ürünü dalından toplayan mevsimlik tarım işçilerinin bir günlük çalışma temposu gözler önüne serildi.

Çocukluk döneminden itibaren fıstık bahçelerinde emek veren ve yaklaşık 25 yıldır her hasat döneminde tarlalarda çalışan Abdullah Erkan Bulut, mesaisine güneş doğmadan başladığını ifade etti.

GÜNÜN İLK IŞIKLARIYLA BAŞLAYAN ZORLU MESAİ: ST 04.30

Hava sıcaklığının artış göstermesinden evvel azami düzeyde iş çıkarabilmek gayesiyle erken kalktıklarını belirten Bulut, gün içindeki rutinini şu şekilde aktardı:

“Sabah namazından önce, dört buçuk civarında kalkıyoruz. Sıcak bastırmadan işe başlamak gerektiği için erken kalkıyoruz. Hava aydınlanmaya başlarken bahçeye varmış oluyoruz, en geç st altıda işbaşı yapıyoruz.”

Emekçiler, çevre yerleşim yerlerinden dayıbaşı tarafından koordine edilen taşıtlarla tarlalara ulaştırılıyor. Kamyonet ya da traktör römorkları vasıtasıyla icra edilen intikal süreci, tarlanın mesafesine bağlı olarak 30 ila 45 dakika arasında sürüyor.

ÇOCUK YAŞLARDAN BUGÜNE UZANAN EMEK

Yaklaşık 25 yıldır fıstık toplama işinde yer aldığını dile getiren Abdullah Erkan Bulut, bu mesleğe küçük yaşlarda babasının refakatinde adım attığını söyledi.

Her hasat mevsimi geldiğinde yeniden tarlalara döndüğünü bildiren Bulut, sabah 06.00’da start alan fliyetin ufak dinlenmeler haricinde yaklaşık 10 st boyunca sürdüğünü aktardı.

Günün en sıcak stlerinde emekçiler gölgelik alanlara geçiş yapıyor. Yemek ve kısa süreli dinlenme arasının ardından ikindi vaktinde çalışma tekrar başlıyor ve gün batımına dek sürdürülüyor.

“SEZON SONUNDA ELLERİMİZ ÇATLIYOR”

Toplama sürecinin en meşakkatli kısmının aşırı sıcaklar ve aralıksız elle çalışma zorunluluğu olduğunu vurgulayan Bulut, sürecin beden üzerindeki yıpratıcı etkilerini şu sözlerle ifade etti:

“Gün boyu kollar havada çalışıldığı için boyun ve sırt ağrıyor. Fıstığın dış kabuğu eli koyu renge boyuyor, tırnak aralarına işliyor ve teni tahriş ediyor. Sezon sonunda eller çatlıyor ve bu boya kolay kolay çıkmıyor.”

Şanlıurfa’nın kavurucu sıcaklarına karşı çalışanların uyguladığı en temel metot ise çalışma periyotlarını güneşin durumuna göre tanzim etmek oluyor.

İnce ve uzun kollu giysiler tercih eden işçiler, baş kısımlarını poşu ya da şapka ile muhafaza ediyor. Yanlarında sürekli içme suyu bulunduran emekçiler, öğle vaktinde doğrudan güneşe maruz kalmamaya gayret gösteriyor.

GÜNLÜK YEVMİYE 1.000 İLE 1.200 LİRA SEVİYESİNDE

Abdullah Erkan Bulut tarafından paylaşılan bilgilere göre, mevcut sezonda fıstık hasadındaki günlük yevmiye miktarları 1.000 ile 1.200 TL aralığında seyrediyor.

Buna karşın belirtilen tutarın tamamı çalışanların tasarrufuna kalamayabiliyor.

Öğünlerini ekseriyetle kendilerinin temin ettiğini aktaran Bulut, kimi tarla sahiplerinin yemek ikramında bulunduğunu lakin bunun mutat bir uygulama olmadığını belirtti. Ulaşım operasyonunun dayıbaşı aracılığıyla sağlandığını ve bu hizmet karşılığında yevmiyeden kesinti yapıldığını kaydetti.

Dolayısıyla işçinin eline geçen nihai net kazanç, mutabık kalınan günlük bedelin gerisinde kalabiliyor.

40 GÜNLÜK HASAT DÖNEMİNİN ARDINDAN YENİ İŞ ARAYIŞI

Fıstık toplama süreci emekçiler açısından yaklaşık 40 gün devam ediyor. Bir bahçedeki işlemler bittiğinde, hasat olgunluğuna erişen diğer bir bahçeye intikal ediliyor.

Fakat fıstık mesaisinin noktalanması tarım işçileri adına dinlenme anlamına gelmiyor.

“Fıstık bitince isot biberi sezonu başlıyor, biber serme ve kurutma işine geçiyoruz. Ardından pamuk işine gidiyoruz. Kışın tarım işi azalınca inştta amelelik veya hamallık gibi işler arıyorum. Kış aylarında iş bulmak en zor dönemdir.”

“BİR SEZONUN KAZANCI ARTIK KIŞI ÇIKARMAYA YETMİYOR”

Aile fertlerinin de tarım işçiliği yaptığını aktaran Bulut; eşinin, yetişkin evlatlarının ve kardeşlerinin hasat periyotlarında sahada çalıştığını belirtti.

Bütün ailenin çalışmasına karşın temin edilen gelirin temel yaşamsal harcamaları karşılamada yetersiz kaldığı bildirildi.

“Bir buçuk aylık kazançla bütün yılı geçirmek gerekiyor. Kira, çocukların okul masrafı ve market giderleri arttı ama yevmiye aynı oranda artmadı. Çoğu zaman borç ve veresiye ile idare ediyoruz.”

Bulut, geçmiş dönemlerle bugünkü şartlar arasındaki en belirgin farkın elde edilen gelirin alım gücünde gözlendiğini vurguladı.

Önceki yıllarda tek bir hasat döneminin kazancıyla kış aylarının idare edilebildiğini belirten Bulut, günümüzde aynı meblağın temel gereksinimleri karşılamaya kafi gelmediğini söyledi.

GENÇ NÜFUS TARIMDAN UZAKLAŞIYOR

Hasat işlemlerinde muhtelif yörelerde makineleşmeye gidilse de Şanlıurfa genelindeki birçok alanda toplama fliyeti geleneksel yöntemlerle, elle sürdürülüyor.

“Gençler köyden şehre göç ettiği için tarımda daha çok yaşlılar kaldı.”

“HER TANESİ BİR İŞÇİNİN ELİNDEN GEÇİYOR”

Fıstığın tezgahlardaki yüksek satış bedeli konusundaki görüşü sorulan Abdullah Erkan Bulut, üretimin en zahmetli aşamasında ter dökenlerin aldığı payın düşüklüğüne değinerek, “Bir kilo fıstığın fiyatı benim bir-iki günlük yevmiyeme denk geliyor. Ürünü sıcağın altında toplayan biziz ama işin en zor kısmını yapan en az payı alıyor. Kimseye kızmıyorum, ancak emeğin karşılığını tam alamadığımı düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Tüketici kesime de çağrıda bulunan Bulut, ürün sofraya varana dek verilen zahmetin bilinmesi gerektiğini ifade etti:

“İnsanların şunu bilmesini isterim: O fıstığın her tanesi bir işçinin elinden geçiyor. Yüksek sıcaklıkta, toz içinde, elleri kabuktan kararmış insanların emeğiyle toplanıyor. Bir avuç fıstığın arkasında ciddi bir emek olduğunu bilmelerini isterim.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu