Gündem

Ankara’nın Deniz Parkı Kararı Yunanistan’da Yankılandı: Atina’dan İtiraz Geldi

Türkiye’nin Fethiye ile Kaş arasında iki ayrı deniz parkı ilan etmesi, Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri yakından izleyen Yunanistan’da geniş yankı uyandırdı. Atina’dan karara yönelik itiraz gelirken, Yunan basını Türkiye ile Yunanistan arasındaki son dönem normalleşme sürecinin geleceğini tartışmaya açtı. Özellikle 2023’te başlayan “sakin sular” döneminin yeni gelişmelerden nasıl etkileneceği merak konusu oldu.

Türkiye’nin Deniz Parkı Hamlesi Yunanistan’da Gündem Oldu

Ankara’nın açıkladığı yeni düzenlemeyle Fethiye-Kaş hattındaki ekolojik açıdan hassas deniz alanlarının korunması hedefleniyor. Belirlenen bölgelerde deniz ekosisteminin takibi, doğal yaşamın korunması ve balıkçılık faaliyetlerinin kontrol altında tutulması öngörülüyor.

Kararın ardından Yunanistan cephesinden ise hızlı bir tepki geldi. Atina yönetimi, Türkiye tarafından açıklanan alanların kapsamına ilişkin itirazlarını gündeme taşıdı ve düzenlemenin deniz yetki alanları bakımından hukuki sonuç doğuramayacağını savundu.

Böylece çevrenin ve deniz yaşamının korunmasına yönelik bir düzenleme, kısa sürede Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki deniz yetki alanları tartışmasının yeni başlıklarından birine dönüştü.

Yunanistan’ın 2025’teki Deniz Parkları Yeniden Gündemde

Tartışmanın dikkat çeken noktalarından biri, Yunanistan’ın daha önce açıkladığı deniz parkları oldu.

Atina yönetimi 2025 yılında İyon Denizi ve Güney Ege’de deniz koruma alanlarına ilişkin adımlar atmış, Türkiye ise özellikle Ege’deki düzenlemelerin hukuki statüsü tartışmalı coğrafi oluşumlar üzerinden egemenlik sonucu doğuramayacağını açıklamıştı.

Ankara, çevrenin korunması amacıyla atılan adımlara karşı olmadığını ancak çevre politikalarının Ege’deki egemenlik ve yetki alanı anlaşmazlıklarında araç olarak kullanılmaması gerektiğini vurgulamıştı.

Türkiye’nin son hamlesiyle birlikte geçmişte yaşanan bu karşılıklı açıklamalar yeniden gündeme taşındı.

Yunan Basınında “Sakin Sular” Tartışması

Türkiye’nin deniz parkı kararının ardından Yunan medyasındaki haberlerde öne çıkan başlıklardan biri, Ankara ile Atina arasındaki ilişkilerin geleceği oldu.

Özellikle iki ülkenin son yıllarda gerilimi azaltmak amacıyla sürdürdüğü ve kamuoyunda “sakin sular politikası” olarak adlandırılan dönemin devam edip etmeyeceği tartışılıyor.

Yunan basınında yer alan değerlendirmelerde, deniz parkları üzerinden başlayan karşılıklı itirazların iki ülkenin Ege ve Doğu Akdeniz konusundaki temel görüş ayrılıklarını yeniden görünür hale getirdiği ifade edildi.

Atina Bildirgesi Yeniden Tartışmaya Açıldı

Yunanistan’ın önde ulaşan yayın organlarından Kathimerini, gelişmeyi Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin son yıllardaki seyri üzerinden değerlendirdi.

İki ülke arasında Aralık 2023’te imzalanan Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi, Ankara-Atina hattındaki tansiyonun düşürülmesinde önemli bir adım olmuştu.

Bildirgeyle taraflar, anlaşmazlıkları tırmandırabilecek açıklama ve eylemlerden kaçınma yönündeki iradelerini ortaya koymuştu.

Deniz parklarına ilişkin son gelişmeler ise Yunan basınında Atina Bildirgesi sonrasında oluşan siyasi atmosferin değişip değişmediği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Ege ve Doğu Akdeniz’de Harita Tartışması

Atina cephesindeki eleştirilerin merkezinde, ilan edilen koruma alanlarının hukuki niteliği bulunuyor. Yunan tarafında gerçekleştirilen değerlendirmelerde Türkiye’nin bazı alanlarda kendi yetki yaklaşımını haritalara yansıttığı ileri sürülüyor.

Türkiye ise uzun süredir Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının uluslararası hukuk çerçevesinde ve hakkaniyet ilkesi doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini savunuyor.

Bu nedenle tarafların çevre koruma amacıyla hazırladığı deniz parkları dahi mevcut egemenlik ve deniz yetki alanı anlaşmazlıklarından bağımsız değerlendirilemiyor.

Deniz Parklarında Balıkçılık ve Ekosistem Takip Edilecek

Türkiye’nin oluşturduğu deniz parklarının temel hedeflerinden biri, bölgedeki deniz ekosisteminin ve biyolojik çeşitliliğin korunması olarak gösteriliyor.

Belirlenen bölgelerde doğal yaşamın izlenmesi, hassas ekosistemlerin korunması ve balıkçılık faaliyetlerinin belirlenen koruma esasları çerçevesinde takip edilmesi planlanıyor.

Deniz koruma alanları dünya genelinde biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilmesi, aşırı avcılığın önlenmesi ve hassas habitatların gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla kullanılan çevre politikaları arasında bulunuyor.

Ancak Ege ve Doğu Akdeniz gibi deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının ele geçirildiğu bölgelerde bu tür kararların siyasi ve diplomatik boyutu da öne çıkıyor.

Ankara-Atina Hattında Yeni Bir Gerilim Başlığı mı?

Son gelişmenin Türkiye ile Yunanistan arasında doğrudan yeni bir kriz yaratıp yaratmayacağı, bundan sonraki diplomatik temaslarla daha net görülecek.

İki NATO müttefiki son yıllarda diyalog kanallarını açık tutarken Ege, kıta sahanlığı, deniz yetki alanları ve Doğu Akdeniz gibi temel konulardaki görüş ayrılıkları devam ediyor.

Türkiye’nin deniz parkı hamlesi sonrasında Yunan medyasındaki yoğun tartışma da bu anlaşmazlıkların gündemdeki önemini koruduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu