Dünya

Ebu Zuhur Hava Üssü Saldırısının Ardından Suriye İsrail ile Diyaloğu Kesti

Suriye ile İsrail hattındaki tansiyon, Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne yönelik operasyonun neticesinde daha kritik bir aşamaya ulaştı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail ordusunun 18 Ağustos tarihinde gerçekleştirdiği hava harekâtının sonrasında iki taraf arasındaki bütün resmî temasların askıya alındığını duyurdu. Şam yönetiminin öncelikli hedefinin İsrail saldırılarının tamamen kesilmesi olduğunu vurgulayan Şeybani, “Şu anda İsrail’e güvenmiyoruz.” açıklamasında bulundu.

İdlib vilayetinin doğusunda yer alan ve Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede olduğu belirtilen Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü, bölgesel çatışmanın merkez noktası haline geldi. İsrail’e ait savaş uçaklarının üs bölgesine peş peşe trruzlar düzenlediği; pist, depolama sahaları ve hangarların doğrudan hedeflendiği aktarıldı.

İsrail makamlarının söz konusu operasyona gerekçe gösterdiği “Türk askerî varlığı” iddiası ise hem Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri hem de ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından kesin bir dille yalanlandı.

Suriye, İsrail ile Görüşmeleri Tamamen Durdurdu

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Reuters’a gerçekleştirdiği beyanatta, Ebu Zuhur’a yapılan trruzun peşinden İsrail ile sürdürülen resmî diyaloğun sonlandırıldığını belirtti.

Şam idaresi adına esas meselenin Suriye topraklarına yönelik saldırıların nihayete erdirilmesi olduğunu kaydeden Şeybani, taraflar arasında emniyet tesis edebilecek somut girişimlerin şart olduğuna dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı Şeybani, Suriye’nin güvenliğini tehdit eden herhangi bir aktörle gerek görüldüğünde temas kurulabileceğini ancak somut netice vermeyen süreçlerin devam ettirilmesinin lüzumsuz olduğunu aktardı. Şeybani’nin “Şu anda İsrail’e güvenmiyoruz.” şeklindeki net ifadesi, Şam’ın benimsediği yeni diplomatik tavrı gözler önüne serdi.

Ebu Zuhur Hava Üssü Sekiz Kez Hedef Alındı

Suriye kaynaklarından paylaşılan detaylara göre İsrail savaş uçakları, 18 Ağustos 2026’da İdlib’in doğusundaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü sekiz kez hedef aldı.

Gerçekleştirilen bombardımanda tesisin ana pistinin yanı sıra hangar sahasındaki işlevsiz bir binanın da vurulduğu bildirildi. Hadisenin ardından can kaybı veya yaralı vaziyetine ilişkin resmi ve doğrulanmış net bir bilanço paylaşılmadı. Tesisin Türkiye hududuna yakın bir lokasyonda bulunması, sürecin Ankara tarafından da anbean izlenmesine yol açtı.

MSB’den İsrail’in İddialarına Kesin Yalanlama

Saldırının akabinde uluslararası kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan biri, İsrail kanadının öne sürdüğü Türk askerlerinin Ebu Zuhur’da konuşlu olduğu iddiası teşkil etti.

Millî Savunma Bakanlığı, bahse konu olan iddiaları net bir açıklamayla geri çevirdi. Bakanlık tarafından yayımlanan resmî açıklamada, İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne gerçekleştirdiği saldırıdan önce veya saldırı sırasında bölgede herhangi bir Türk askerî heyetinin bulunmadığı vurgulandı.

Tom Barrack ve 11 Ülkeden Ortak Tepki

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da Ebu Zuhur’da Türk askerlerinin yer aldığına yönelik savlar hakkında net konuştu. Barrack, “Durumun böyle olmadığını biliyoruz.” sözleriyle söz konusu tezleri reddetti.

Bununla beraber, askerî tesise dönük hava saldırısına bölge devletlerinden de sert tepkiler geldi. Türkiye, Cezayir, Endonezya, Filistin, Katar, Lübnan, Malezya, Moritanya, Pakistan, Somali ve Suudi Arabistan ortak bir duruş sergileyerek İsrail’in operasyonunu kınadı. Yayımlanan kınama mesajlarında Suriye’nin toprak bütünlüğü ile egemenliğine dikkat çekilerek gerilimi tırmandıran adımların yaratacağı riskler hatırlatıldı.

Diplomatik Süreçte Belirsizlik Hakim

Yaşanan son gelişmelerin ardından Suriye-İsrail ilişkilerinde yürütülen temasların geleceği yeniden belirsiz hale geldi. Suriye hükümeti, yeni bir diplomatik zemin oluşması için İsrail ordusunun askerî operasyonlarına son vermesini vazgeçilmez bir ön şart şeklinde değerlendiriyor.

Şeybani’nin beyanlarındaki “güven” ve “sonuç üreten temas” vurguları, Şam’ın ilerleyen günlerde doğrudan veya dolaylı müzakerelere oldukça mesafeli duracağını ortaya koyuyor. Bölgedeki barış zeminine yönelik dengelerin geleceği, tarafların askerî hamleleri ve diplomatik girişimlerle şekillenecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu