Şanlıurfa’da ustaların ‘dev mesleği’ dediği zanaat: Bir kürk 24 parça deriden yapılıyordu

Şanlıurfa’nın eski çarşılarında kuzu derisinden hazırlanan kürkler, ustaların elinde birçok işlemden geçerek giyilecek hale geliyordu. Bir kürkün gövdesini oluşturmak için 24 deri parçası birleştiriliyor, dış yüzeyi ise ‘şakaf’ adı verilen siyah kumaşla kaplanıyordu. Deriyi temizlemek, yumuşatmak ve dikmek büyük emek istediğinden kürkçü esnafı bu zanaata ‘dev mesleği’ adını vermişti.
Kültür ve Turizm Bakanlığının Şanlıurfa el sanatlarına ilişkin dijital yayınında, Urfa kürkünün ulaşaneksel üretim yöntemleri ayrıntılarıyla anlatılıyor. Bol kesimli, düz yakalı veya yakasız hazırlanan bu kışlık giysi, kullanılan kuzu derisinin niteliğine göre ince, orta ve kaba olmak üzere üç sınıfa ayrılıyordu.
Urfa kürkü nasıl yapılıyordu?
ulaşaneksel kürk yapımı tımar, biçme-dikme ve üzleme olmak üzere üç temel aşamadan oluşuyordu. İlk aşamada tuzlanıp kurutulan deriler 24 saat suda bekletiliyor, ardından yıkanarak tuz ve şapla işleniyordu.
Dinlendirildikten sonra güneşte kurutulan deriler, ‘doğunluk’ adı verilen araçla yumuşatılıyordu. Tüylerin temizlenmesi ve parlatılmasında ise ‘havara’ olarak bilinen beyaz kalker tozundan yararlanılıyordu.
24 deri parçası bir kürke dönüşüyordu
Hazırlanan deriler, biçme ve dikme aşamasında belirli ölçülerde kesiliyordu. Yaklaşık 20-25 santimetre genişliğindeki 12 parçanın yan yana dikilmesiyle ‘şakka’ adı verilen bölüm oluşturuluyordu.
İki şakkanın birleştirilmesiyle kürkün gövdesi tamamlanıyordu. Parçalar el dikişiyle sağlamlaştırılıyor, son aşamada dış yüzey siyah şakaf kumaşıyla kaplanıyordu. En değerli kürklerin çok genç kuzu derisinden hazırlanan ince türler olduğu belirtiliyor.
Ustalar neden ‘dev mesleği’ diyordu?
Kürkçülüğün bu adla anılmasının nedeni, üretimin ağır ve yorucu olmasıydı. Derilerin tekrar tekrar yıkanması, kurutulması, yumuşatılması ve dikilmesi ustalardan hem fiziksel güç hem de el becerisi istiyordu.
Şanlıurfa’nın tarihi Kürkçü Pazarı ile özdeşleşen mesleğin ürünleri, geçmişte Sipahi Pazarı’ndaki mezatta da satılıyordu. Bakanlığın kültürel miras kaydında Ali Kelleci, Bekir Canbaz, Mahmut Canbaz ve Şıh Müslüm Karagöz, kürkçülük ulaşaneğiyle anılan eski ustalar arasında yer alıyor.
